REHBERLİK DANIŞMANLIK HK BİLGİ-NASIL YAPILIYOR
İLETİŞİM
YENİ SİZ'E DÖNÜŞMEK
YAŞAMI BİLİNÇLİ YARATMAK
ÇOKBOYUTLU İYİLEŞME-YENİLENME
ÇOKBOYUTLU YARATIM ALANIMIZ
BÜTÜNLENME
YENİ BİLİNÇ
ÇOK BOYUTLU İLETİŞİM
YAŞAMI DAHA KEYİFLİ HALE GETİRMEK İÇİN
NEFES
ENERJİYİ HAREKET ETTİRMEK
ÇOKBOYUTLU ÖĞRENME
TANIMSIZ OLMAK
YENİ BİLİNÇ VE MİZZAH
ARTIK SAKLANMAYIN-KİM OLDUĞUNUZU SAKLAMAYIN
SEÇİMLER YAPMAK
YENİ BİLİNÇTE İLİŞKİLER
İŞ DÜNYASINDA YENİ BİLİNÇ
BİLİNÇLİ ANNE-BABA OLMAK
KENDİNLE OLAN İLİŞKİN TÜM DİĞER İLİŞKİLERİNDEN ÖNEMLİDİR
İLERLEME -TEKAMÜL-EVRİM- GELİŞİM- SÜREKLİ MEŞGUL BİR YAŞAM !
HAYDİ BİRLİKTE DANS EDELİM!
YENİ BİLİNÇ VE SANAT
YENİ BİLİNÇ VE SİHİR
RÜYALARIMIZ
YARATICI-RUHSAL ÇÖZÜMÜNÜZ
EKONOMİ VE PARAYA GÜVENECEĞİNİZE KENDİ YENİ BİLİNCİNİZE GÜVENİN :
SÜRÜDEN AYRILANI KURT KAPMAZ KİTABIM
SÜRÜDEN AYRIL, KENDİNİ BUL !
YAYINEVİNİN KİTAPLA İLGİLİ SUNUM YAZISI
BASINDA BEN
 

SÜRÜDEN AYRIL, KENDİNİ BUL !






SÜRÜDEN AYRIL, KENDİNİ BUL  ! (kitabın kapanışı )

Sürüden yani toplu bilinçten ayrılmak, kendi yaşadığınız
zamanın toplum yaşamından, yaşam tarzlarından, inançlarından
farklı bir yol seçerek kendi yolunuzda gitmektir.
Diğerlerinin size söylediğini değil kendi içsel bilgeliğinizi
yaşamak, kendi bildiğinizi yapmaktır, bu nedenle sürüden
ayrılanlar döneminin asileridir, devrimcileridir.
Dünyanın değişim zamanları geldiğinde, toplumun içinde
belli liderler çıkar. Bilim, sanat, yeni buluşlar, icatlar, politika,
iş dünyası, yönetim, eğitim, sağlık, moda, yemek ve beslenme,
eğlence, sosyal yaşam, din, inanç, spiritüellik, yeni
düşünce akımları gibi insanı ve toplu yaşamı ilgilendiren her
konuda diğer insanlara, farklı bir yola gitmeleri için öncü olur,
cesaret verir, teşvik ederler.
Sadece kendi yaşamınızda bunu yapmayı seçtiğinizde bile
pek çok direnç ve üstesinden geleceğiniz zorlukla karşılaşabilirsiniz,
kaldı ki önce kendisi daha sonra kitleler için bunu
yapabilmek çok daha meydan okuyucu olabilir.
Buna örnek verebileceğimiz pek çok devlet adamı, lider,

243

sanatçı, devrimci, bilim insanı mevcut. Ama en bilinenleri kuşkusuz
sürüden ayrılan üç kişi Hz Musa, Hz İsa ve Hz
Muhammed’tir. Kendi yaşam dönemlerinde, toplumun tüm
yaşayış ve inanç sistemlerine karşı çıkarak, o günkü genel
insan yaşayışının çok ötesinde bambaşka idealler, fikirler,
yaşam ve inanç biçimleriyle ortaya çıkmışlardır.
Hepiniz onların hikayelerini az çok bilirsiniz.
Şimdi bir durup hayal edelim, o zaman değil şimdiki
zaman da bile, ben yanan bir çalıyla konuştum bana tanrı
olduğunu söyledi, ya da bana Cebrail isimli bir melek geldi ve
vahiyler getirdi diyecek insanlara nasıl davranırız. Onların
deli olduğunu, halisünasyon gördüğünü, zihinsel rahatsızlık
geçirdiğini düşünür ve söyler toplum. Birde bu insanlar sadece
kendim gördüm, yaşadım dese iyi, bunu herkese anlatmak,
kendi toplumlarına örnek olmak durumunda kaldılar.
Yine hayal edin, Hz Musa şöyle deseydi “amaan yaaa ne
güzel sarayımda firvun kardeşimle yaşıyorum,o da beni çok seviyor,
rahatım da çok yerinde ben bu aptal çalıyı en iyisi boşvereyim” ya da
Hz Muhammed “Amaan ne güzel refah içinde yaşıyorum, zengin
bir tüccarım, eşimle mutluyum, şimdi kim kalkıp bu düzene bir dur
diyecek ben en iyisi bu meleği unutayım“ deseymiş.
Her üçü de zorlu mücadeleleri göze alarak toplubilincin
dışına çıktılar ve insanlar için büyük inanç sistemleri oluşturan
üç büyük dinin temelini attılar.
Pek çok ülkede örneklerine rastlayacağımız gibi bizim
ülkemizde yakın tarihimizde büyük bir lider vardı; Atatürk
döneminin çok ilerisinde düşünebilen, vizyoner bir kişiydi.
Yepyeni bir toplum, yaşam, yazı, dil, eğitim, ekonomi, yönetim
ve pek çok yeni sistemi hayata geçirdi.
O da sahip olduğu bütün donanımla “Amaaan neden bu
ülkeyi kurmakla uğraşayım ki, genç bir subayım gider kendime güzel
bir yaşam kurarım, bu ülkeyede ne olursa olsun“ deseydi.
Şimdi belki içinde yaşadığınız bu yaşam döneminde de

244

dünya bir değişime gidecektir, belki yine siz ve pek çok insan
sürüden ayrılacaktır. Belki siz sosyal, sanat, bilim, inanç, eğitim,
sağlık, yaşam sistemleri içinde büyük değişimler yapacak
liderlerden birisinizdir. Eğer bu satırları okurken bunu kalbinizde
hissettiyseniz, sakın kendinizi yadsımayın, mevcut
durumunuzun ne olduğuna odaklanmayın, bu hissinizin
peşinden gidin.
Dünya değişime hazır olduğunda değişir. Bunun için
liderler gerekirse onlar ortaya çıkarlar, insanların uyanması
gerekirse uyanırlar. Tüm bunlar zaten kendiliğinden olacaktır.
Bunların hiçbirini zorlamaya, ittirmeye gerek yoktur. Siz de
bunun bir parçası olmayı seçiyorsanız olursunuz. Kendiniz
için bunu yapmayı seçerseniz yaparsınız.
Dünyayı değiştirmenin tek yolu bunu sadece toplum için
direkt yollardan yapmak değildir. Kişi kendi için bir şeyi gerçekleştirdiğinde,
bu toplubilinçte bir potansiyel, bir erişim
yolu açar, artık başka insanlar da ona bağlanabilir olurlar, bu
mümkün olur. Bunu sizin bir web sayfası yaratmanız gibi
hayal edin, o yoktu, siz onu var ettiğinizde, insanlar o bilince
bağlanabilir ve bunu kendi yaşamlarında kendileri için yapabilirler.
Kim ki bolluk, özgürleşme, ilişki, sağlık, gençleşme,
yaşamın herhangi bir alanında kendine ve insanlara faydalı
olacak bir gelişme ve iyileşme, yeni bir enerji kaynağı bulmak,
zihnin, zamanın, mekanın ötesine geçmek, madde ve enerjinin
tüm bilişine hakim olmak, ışınlanma, görünmezlik, dünyanın,
insanın, zihnin, bedenin bilinen illüzyonlarını/sınırlılıklarını
aşmak ya da başka bir konuda, istediği bir şeyi kendi yaşamında
gerçekleştirirse, onu kendisi için gerçekleştirmesiyle bunu
yapılabilir bir potansiyel olarak toplubilince armağan eder. Ve
herkes elbette kendi yaşamında bunu kendi yollarıyla yapacaktır.
Bu nedenle ne hayal ediyorsanız kendiniz için hayal
etmeniz yeterlidir. Sevgi, bolluk, özgürlük, neşe ve genişleme,
yeni deneyimlerle dolu eğlenceli bir yaşamı kendiniz için
hayal edin ve gerçekleştirin. O zaman başkaları için de yolu

245

açmış olursunuz.
Buraya kadar olan kısım, söylenen tüm bu sözler de aslında
yeni değildir. Dünya değişim dönemleri boyunca, sürüden
ayrılmanın pek çok güzel hikayesiyle doludur ve siz de bunlardan
çokça dinlemiş, okumuş, seyretmiş olabilirsiniz.
Benim sizinle burada paylaşmak istediğim tüm bunlardan
da başka, belki de dünya, en azından topluluklar için gerçekten
yeni bir konu.
Bu seferki dünyanın değişim zamanları geldiği için zaten
olacak değişimlerle, buna açık olmakla, izin vermekle ya da
öncülük etmekle ilgili değil. Ayrıca hepinizin de çok iyi bildiği
gibi siz ister buna açık olun, ister olmayın, ister izin verin ister
vermeyin bu değişimler zaten olur, bazen sizin yaşam döneminiz
içinde olmazlar ama yine de olurlar. Bilgisayar ilk bulunduğunda,
en büyük şirketlerden birinin başkanının, bu icadın
yaygınlaşarak evlere girmesine imkan yoktur dediğini ve
tarihte bunun gibi pek çok komik örnek olduğunu biliyorsunuzdur.
Bazen o buluşları bulanların kendisi bile, bunun bu
kadar gelişeceğinin, yaygınlaşacağının vizyonuna sahip değildir.
İnsanların hayal ettiği herşey ama herşey bir gün sırası
geldiğinde gerçekleşecektir.
Bende size buradan yeri gelmişken söyleyeyim insanlar
kesinlikle ışınlamayı bularak o şekilde seyahat edecekler, bu
sadece bir insanın değil tüm insanların istediği bir hayal olduğu
için. Bütün insanlar kendi yaşam dönemlerinde dünyayı
gezmeyi hayal ederler, elbette bu şu andaki mevcut teknolojiylede
mümkün ama insanlar bunun daha kolay ve keyifli olmasını
hayal ediyorlarsa, bu daha kolay ve keyifli olacaktır, bu
çok basit.
Bu bizim yaşam dönemimizde olur mu bilemiyorum,
umarım olur ama bunun hiç olmayacağını söyleyecek insanlara
ilerde çok gülüneceğini biliyorum.
Zihnin ötesine, zaman ve mekanın, dünyanın sınırlamala-

246

rının ötesine geçmek ve ilaveten kendi yaşamınızı tümüyle her
anı ve ögesiyle kendiniz bilinçli ve farkında olarak istediğiniz
gibi yaratmak ister misiniz?
Bu şu ana kadar dünyada yaşayan belki de çok az insan
tarafından gerçekleştirilmiştir. Hemen cümlenin ilk başından
anlayacağınız gibi zihnin ötesine geçmeye izin verebilmek
tamamen bir bilinmeyene açılmak demek olduğu için oldukça
fazla cesaret, ikinci bölüm yaşamınızı tamamen kendi iradenizde
yaratabileceğiniz cümlesinin sadece kabulü bile muazzam
bir sorumluluk almayı gerektirir.
Buna hemen “hayır, yok canım, olur mu öyle şey” diyecek
toplubilinç insanı da çoktur.
Cesaret ve sorumluluk bildiğiniz gibi içinde yaşadığımız
dünyada pek de insana ait değildir, toplubilinç insanı cesareti
kahramanlara ve sorumluluk almayı da liderlere bırakmayı
sever. Sorumluluk hükümetlerde, patronlarda, liderlerde,
Tanrı’da, annemizde, eşimizde, babamızda, sevgilimizde bizden
başka birinde olmalıdır, biz de değil.
Toplubilinç insanı gücünü teslim etmeyi, her durumda
kurtarıcılar beklemeyi, sorumluluğu başkalarına atmayı çok
sever. Yaşamının sorumluluğunu almak ve onu yaratmak yerine
olaylara tepki vererek ya da vermeyerek yaşar. Başına bir
şeylerin gelmesini ve yaşamın bu şekilde şekillenmesini bekler
çünkü bu ona daha kolay gelmektedir. Tabi aslında değildir;
çünkü bu hep böyle olmuştu, toplumda böyleydi, doğduğunda
bunu öğrenen bebek yetişkinliğinde de böyle yaşar ve
gider…
Egemen ve bağımsız bir yaşam mümkün müdür, siz seçerseniz
ve buna açık kalple ve fikirle yaklaşırsanız bu yaşam
döneminiz içinde bunu gerçekleştirmeniz mümkün müdür ?
Bunun cevabını sadece siz verebilirsiniz ve bunu denemeden
cevap vermeniz aslında imkansızdır. Çünkü ruhun gerçek
potansiyeli düşüncede, kağıt üstünde, hayalde değil, gerçek

247

deneyimde açığa çıkar.
Bunu hepimiz pek çok örnekle biliriz, insanlar deneyim
içinde, bir anda onlardan hiç de beklenmeyecek inanılmaz şeyler
yapabilirler ve mucize gibi durumları gerçekleştirebilirler.
Çok önemli başka bir nokta daha var; özgünlük, ruhun
özgünlüğü ve yaratıcılığı. Ama dünya üzerinde şu anda çok
fazla deneyimlendiğini söyleyemeyiz.
Yine bir an derin bir nefes alıp düşünün bir insanın
düşünceleri, davranışları, alışkanlıkları, yaşamı ne kadar kendisine
ait?
Şu anda oluşturduğunuz tüm yaşamı bebekliğinizden bu
yana, ya birilerini modelleyerek, ya da modellemeyerek, beğenerek
ya da beğenmeyerek oluşturdunuz. Başkalarının düşüncelerini,
kitaplarını, yaşamlarını, fikirlerini, ideallerini okudunuz,
benimsediniz ya da benimsemediniz. Tüm bunlardan farkında
olsanız da olmasanız da kendinize bir kişilik edindiniz.
Şu anda övüne övüne bahsettiğimiz özelliklerinizin ne
kadarı gerçekten sizsiniz acaba?
Üstelik çağımızda ne yiyeceğinize, nerede yiyeceğinize,
ne giyeceğinize, ne izleyeceğinize, ne dinleyeceğinize, ne okuyacağınıza,
nereye gideceğinize, nerede tatil yapacağınıza,
nelere güleceğinize, nasıl ve nerelerde eğleneceğinize, hatta bir
durum karşısında ne hissedeceğinize ve nasıl davranacağınıza
bile başkaları yön vermiyor mu?
Yok canım o kadar da değil mi demek istiyorsunuz? Bir
dakika durun ve günümüz şirketlerinde uygulanan insan kaynakları
politikalarını, size verilen ve nasıl konuşacağınıza,
nasıl davranacağınıza karar veren standartları anımsayın.
Musa peygamber halkını kölelikten kaçırmıştı, günümüzde
modern kölelik mekanları sizce nerelerdir?
“Ben o şirketin patronuyum, şirketi de ben kurdum her istediğime
kendim karar veriyorum!” derseniz ben de size siz mi para
mı, siz mi ekonomi, ticaret, politika ve daha pek çok etken mi?

248

diye sorarım.
İş dünyasını oyun alanı gibi gören hayallerinin peşinden
giden, iç sesini, sezgisini dinleyerek kararlar alan, yaratıcılığını
kullanmaya izin veren insanlar da vardır tabi. Sanırım hepimiz
onların kim olduğunu biliriz. Tabi bu sadece bir örnekti
konu iş yaşamı değil, tüm yaşam. Nasıl yaşayacağınıza ya da
yaşamayacağınıza aslında kim yön veriyor?
Sadece çevrenizdeki insanların etkisi, sizin yetişme tarzınız,
aileniz, eğitim, din, yaşadığınız ülkenin koşulları, çalıştığınız
kurumlar da değil; basın, medya, gazeteler, filmler, internet,
diziler, dergiler, moda, yaşam trendleri insanların nasıl,
yaşayacağına, konuşacağına, giyineceğine, yiyeceğine, eğleneceğine,
kendini nasıl ifade edeceğine ve daha pek çok şeye
günümüzde bunlar yön veriyor.
Din, aile, okul, para, ilişkiler, hükümetler, şirketler,
kurumlar, basın, medya, sosyal medya, yaş kuşağınıza ait
modayı ve her türlü trendleri yaratan güçlü insanlar, akımlar,
size o ürünleri almanızı, okumanızı, izlemenizi, tüketmenizi
empoze eden her kurum aslında sizin yaşam gerçekliğinizi
oluşturmaktadır.
Peki siz bunun neresindesiniz, siz bu yaşamda neredesiniz?
Size sunulanın içinden seçim yapmak özgürlük müdür?
Toplubilinçteki bir insanın özgür iradesi olduğunu sanmıyorum,
özgür müsünüz ki, iradeniz de özgür olsun. Ya siz
doğduğunuzda sadece size özel olan, sadece sizin ruhunuza
ait olan bir ifade, bir özellik var idiyse ya siz doğar doğmaz
girdiğiniz bu dünya koşulları, matriksi/hipnozu yüzünden
onu tamamen unutmuşsanız; ya onu hatırlasanız ve ifade etseniz,
yaşasanız ve diğer insanlarla paylaşsanız, sadece bu yaşamınız
değil tüm varoluşunuz bunun hazzıyla titreşecek, sarsılacak,
değişecek ve bütünlüğüne kavuşacaksa; ya siz bir
yaşamdan ötekine gidip, gelip her seferinde bunu hiç hatırlamadan
ortalama 60-80 yıllık bir ömrü ya da daha azını bitirip

249

gidiyorsanız; ya hemen şimdi ve burada sadece bir seçim
yaparak onu keşfetmeye ve açığa çıkmasına izin vermeyi seçseniz
ve bunun gerçek olmasına izin verebilseniz; ya siz üstünüzdeki
bu katmanları, kat kat soyarak kaldırıp kendinize,
belki de çok basit ve saf olan bir parçaya erişseniz; ya da sizinki
öyle değildir bilemiyorum, ama işte her ne ise onu çıkarıp
buraya getirseniz ve hatta isterseniz bunu diğer insanlarla da
paylaşsanız buna değmezmiydi?
Bilemiyorum seçim sizindir, buna siz karar vereceksiniz.
Çoğu kez toplubilinçteki insanlar bunları öylesine söylenen
süslü, felsefik, spiritüel, fazla enerjik sözler ve bunu söyleyen
ya da yapabilmiş insanları da kendisini pozitif, farklı, spiritüel,
değişik olmaya zorlayan ya da öyle gösteren ama aslında
öyle olmayan birileri filan sanır, dalga geçer, eğlenirler.
Ben de eğlenmeyi çok severim, gülmeye ve dalga geçmeye
de bayılırım. Yaşamın tadı tuzudur.
Ancak bunun pozitif ya da spiritüel olmakla, yeni çağ
akımı gibi süslü felsefe ya da bir akımla hiçbir ilgisi olmadığını
zaten deneyimledikçe çok iyi anlayacaksınız.
Size her zaman parti, piknik, eğlence havası olacak demiyorum.
Çünkü bir insan gerçekten, samimiyetle kendisi olmak
ve kendisini sevmek istediğinde, konuyla ilgili tüm korkuları
ve kendi şeytanları bunu yapamasın diye karşısına dikilir. O
dış seslerin hepsi zaten artık içinizdedir, size ait olmadıklarını
kendinize anlatmak ve onları ayıklamak, içlerinden gerçekten
neyin size ait olduğunu seçmek ve fark etmek tam bir şenliktir!
Bazen kendinize sinirden delireceksiniz bu kesin, bol bol
ağlama, gülme, delirme garantili, zaman zaman çılgın, zaman
zaman çok durgun bir yolculuk, bazen siz direneceksiniz ve
yaprak bile kımıldamayacak, o kadar durgun olacak, bazen de
lunaparka gitmek gibi heyecan ve eğlence dolu olacak. Yine de
tanımlamamak en iyisi, siz kendi yolculuğunuzu yapmaya
karar verin ve görün. Bu tanımsız bir yolculuktur, hiç kimse-

250

ninki bir diğerine benzemez, hiçbir kalıba ve kurala, sınırlamaya
gelmez, sadece teslim olmak ve izin vermek gerekir ve bol
bol derin nefes almak tabi.
Konu diğerlerinden farklı olmak meselesi ise hiç değil,
tam tersi aslında size sürekli dayatılan trendler zaten size
bunu aşılamaya çalışmaktadır. Bu ürünü alın farklı olun, bu
evi alın farklı hissedin, bu tatile gidin, şöyle yaşayın, böyle
giyinin, şöyle eğlenin ve farklı olduğunuzu, yaşamayı en iyi
sizin bildiğinizi, yaşamın en iyi tadını sizin çıkardığınızı tüm
dünyaya gösterin. Bu zaten toplubilincin üstünüzde en fazla
kullandığı tetikleyicilerden biri.
Kendiniz olmak, özgün olmak siz ne iseniz o olmak
demektir. İroni şu ki belki de buna izin verebilirseniz zaten
doğal olarak herkesten farklı olacaksınız, herkes de sizden
farklı olacak. Dünya üzerinde kaç kişi yaşıyorsa, o kadar
özgün ruh vardır. Ve bu kadar çabalamazsanız belki de gerçekten
sizin için en güzel olan yaşamı yaşayacaksınız ama bunun
için kendi kalbinize kulak vermeniz gerekir, başkalarına değil.
Ve lütfen insanları fazla naif, duygusal, zarif, hassas, şiirsel,
romantik, saçma, gülünç, felsefik, spiritüel, entel,enerjiyle
ilgili, fazla pozitif, ruhsal ya da siz ona ne diyorsanız bulmadan
önce derin bir nefes alıp şunu bir düşünmenizi isterim:
Kendinize bir kez olsun gerçekten kendiniz olma izni,
böyle bir coşku, sınırsız özgürlük izni verin, bir an için kontrolü
bırakın! Bakalım siz neler deneyimleyecek ve onu nasıl
anlatacaksınız.


yeni kitap -sürüden ayrılanı kurt kapmaz- ekin duman- Sınırötesi Yayınları - sayfa 242-250





Bugün 2 ziyaretçi (30 klik) kişi burdaydı!
 
Muzik sihirdir ... http://youtu.be/0YCAcXiHEdk
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=